Blue Serisi – Tüm Bellek Kaybolmadan Önce

Mavi, benim için sadece bir renk değil; zamanın, hafızanın ve görünmeyenin dili. Before all memory is lost dediğimde kastettiğim şey, kaybolmaya yüz tutmuş anların, yarım kalmış hikâyelerin, unutulmuş imgelerin peşine düşmek. Blue serisi, bu arayışın hem kaydı hem de sessizliği.

Lapis Lazuli’nin içindeki altın ve beyaz damarlar, tıpkı belleğin çatlakları gibi… Kimi anlar net, kimi bulanık; bazıları ise tamamen görünmez ama varlıklarını hissettiriyor. Bu taşın derin mavisinde hem dünyanın milyonlarca yıllık jeolojik hafızası hem de insanlığın ortak bilinçdışı saklı.

Blue Room ise bambaşka bir boşluk. Bir oda, tamamen maviye gömülmüş. Sessizlik orada, ama aynı zamanda bekleyen bir şeyler de var. Tek bir ışık huzmesi, hatırlamanın anlık aydınlığını simgeliyor. Geri kalanıysa, unutuşun karanlığında kalıyor.

Sonra Blue Balloon fotoğrafları… Doğanın içinde tek bir balon. Hafif, geçici, neredeyse ironik ama aynı zamanda hüzünlü. O balonun varlığı, seriye bir ara verildiğini, belki de geri dönülmeyeceğini fısıldıyor. Ama kim bilir, belki de yol tekrar aynı yere çıkar.

Ve Ancient Blue Horses… Mavi taşın içinde donmuş at figürleri. Binlerce yıl öncesinden gelen bir hikâye gibi; özgürlük, yolculuk, göç… Yarı-görünür halleriyle, izleyiciyi tamamlanmamış bir masalın içine çağırıyor.

Bu serideki her iş, görünür olanla görünmeyen arasındaki o ince çizgide duruyor. Bazı kareler çekilmiş, bazılarıysa bilinçli olarak çekilmemiş. Bazı imgeler net, bazılarıysa yalnızca bir iz bırakıyor. Tıpkı hayat gibi: hatırlananlar, unutulanlar ve asla kaydedilmeyenler.

Bu seri, mavi üzerinden kurduğum kişisel bir hafıza atlası. Her iş, hem bana hem izleyiciye aynı soruyu soruyor: Hatırladığınla mı yaşarsın, yoksa unuttuğunla mı? Blue, bu sorunun tek bir cevabı olmadığını hatırlatıyor.

t.

Blue Room 2019
Blue Room 2019​
Ancient Blue Horses
Blue Ballon
Blue Ballon
Blue Ballon