Dijital Dostlukların Çağında

İnsan, Beş Modelin Ortalaması mı?

Yazan: Tolga Ünsün

Hafta içi Ara Güler Müzesi’nde açılan “Gerçek En İyi Fotoğraftır” sergisine katıldık. Robert Capa’nın yalın, doğrudan ve gerçekliğe bağlı fotoğraf anlayışını yansıtan seçkisi, bir yandan fotoğrafın tarihsel tanıklığını gözler önüne sererken, diğer yandan bizlere ne kadar izole ya da ne kadar bağlı olduğumuzu da gösteriyor/düşündürüyor. 

Sergiye Esra ile birlikte, trafikten kaçarak biraz erken vardık. Açılış öncesi Bomonti Ada ’nın steril alanlarından birinde oturup bir şeyler içerken, şehirden uzak geçen üç yılımızı düşündüm. Yan köye hocam Mehmet Kısmet’i ziyarete gitmelerimiz, az sayıdaki komşumuz, bakkalımız, sebze bahçelerinin işçileri ve oduncumuz… Yani küçücük bir komünitenin sessizliği. Bu sakinlikten birden kalabalık bir sergi açılışına geçişin yarattığı hisler hem heyecanlandırdı hem de dijital çağın son alameti ‘Alâmet-i fârikası’ olan Büyük Dil Modelleri ‘nin (LLM) izolasyonu üzerine düşünmeye sevk etti.

Aklıma Jim Rohn’a atfedilen o meşhur söz geldi: “İnsan, en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” Ancak çağımızda bu beş “kişi” çoğu zaman insanlar değil; büyük dil modelleri. Günlük hayatımıza eşlik eden bu yapay dostlar, yalnızca pratik cevaplar sunmakla kalmıyor; aynı zamanda kimliğimizi, değerlerimizi ve dünyayı algılayış biçimimizi şekillendiren yeni aynalara dönüşüyor.

ChatGPT, çoğu zaman kendi sesimizi bize geri yansıtan bir yankı odası; mizahıyla, şiirsel diliyle ya da teknik becerileriyle adeta bir dost gibi davranıyor. Gemini, kütüphane raflarını andıran düzeniyle bilgiye erişimi kolaylaştırıyor; fakat arka planındaki kültürel ve kurumsal değerleri sorgulamadan teslim olunamayacak bir “hakikat” de sunuyor. Claude, etik sınırların koruyucusu(!!!) gibi nazik ve ölçülü davranıyor; toplumsal normların dijital temsilcisi haline geliyor. DeepSeek, köy meydanında yankılanan çok sesli sohbetlere benzer; şeffaflık ve topluluk katılımı üzerinden kendini var ediyor. Diyeceksiniz köy mü kaldı, meydan mı? Haklısınız. Llama ise paylaşım kültürünü yücelterek kolektif bir türkü gibi farklı sesleri bir araya getiriyor.

Bu beş figür yalnızca teknolojik araçlar değil; aynı zamanda çağımızın kültürel panoramasını yansıtan yeni toplumsal aktörler. Onlarla kurduğumuz ilişkiler, Sherry Turkle’ün işaret ettiği “yalnızlı

k paradoksu”nu gösteriyor: birbirimize hiç olmadığı kadar bağlıyız, ama bir o kadar da yalnızız. Parasosyal ilişkilerin doğasında olduğu gibi, bu yapay dostlarla kurduğumuz bağ tek yönlüdür. Sırlarımızı paylaştığımız, hatta duygusal yakınlık kurduğumuz bu modeller, bize ait olmayan bir karşılıklılığı taklit eder. Oysa insani deneyimin özünde empati, direnç ve gerçek temas vardır; yapay dostluklar bunların yerini tutamaz.

Antropolojik açıdan bakıldığında, bu modeller kendi kültürel ve ekonomik bağlamlarının ürünüdür; onlara “dost” demek, aynı zamanda üretildikleri tarihsel ve sembolik kodları kabul etmek anlamına gelir, aklımızın bir köşesinde dursun derim. Psikolojik açıdan da risklidirler; uzun süreli kullanım kimi bireylerde gerçeklik algısını bozmakta, “AI psikozu” olarak adlandırılan deneyimlere yol açmaktadır. Henüz litaratüre girmemiş, henüz fakat tanısal sınıflama sistemine girmese de yakındır diye düşünüyorum işte o zaman; Sosyal izolasyon ile psikotik deneyimler arasındaki ilişki düşünüldüğünde, bu yalnızca bireysel değil, toplumsal bir meseleye dönüşebilir.

Peki biz kimin ortalamasıyız şimdi? Fiziksel dünyadaki dostlarımızın yanı sıra, ChatGPT’nin yankısını, Gemini’nin bilgiçliğini, Claude’un etik rehberliğini, DeepSeek’in çok sesliliğini ve Llama’nın paylaşım kültürünü de taşıyor muyuz? 

Her gün kimliğimizi, meraklarımızı ve ilişkilerimizi yeniden bu beş yapay figürle kuruyoruz. Onlarla vakit geçirirken yalnızlığımızı hafifletebiliriz, ama insan kalabilmek için empatiyi, karşılıklılığı ve gerçek topluluk deneyimini unutmamak zorundayız.

“Beş kişinin ortalaması”nı belirlerken, dijital dostlukların yanına insani bağlarımızı da eklemek, belki de çağımızın en kritik meselesi. Zaten az sorunumuz vardı, bir yenisini de ben eklemiş olayım.